Bilim İnsanları Uzaydan Gelen Gizemli Bir Radyo Sinyali Aldı

Bilim insanları oldukça şaşkınlık yaratan bir radyo sinyali aldı. Alınan bu sinyalin uzaylılardan kaynaklanabileceği düşünülüyor.

Uzay, daima bilinmezliklerin, merak edilenlerin var olduğu sonsuz boşluk olarak düşünülür ve orada yaşanan her şey ayrı bir heyecana neden olur. Hatta işin içine uzaylılar girince heyecan doruklara çıkar. Bilim insanları bu heyecanı körükleyecek gizemli bir radyo sinyali aldı. Düşük frekanslı süper hızlı patlama (FRB) sadece 1 milisaniye sürdü.

Uzmanlar, bu sinyalin Samanyolu’nun ötesinden alınan en düşük radyo frekansı olduğunu söylüyor ve bu yüzden kaynağının son derece güçlü olduğu düşünülüyor. Başka teoriler ise FRB 180725A adlı sinyalin kara delikten hatta uzaylı bir uygarlıktan kaynaklanabileceğini öne sürüyor. Bu frekanslar (FRB), ilk olarak 2007 yılında keşfedildi ve o zamandan beri sadece yaklaşık 24 tane alındı.En son alınan düşük frekanslı süper hızlı patlama 25 Temmuz’da British Columbia’daki Kanada Hidrojen Yoğunluğu Haritalama Deneyi (Chime) teleskopu ile tespit edildi. Nottingham Üniversitesi astrofizik profesörü Christopher Conselice, keşfin FRB’lere neyin sebep olduğunu daha iyi anlamanın yolunu açabileceğini söyledi. Profesör konuyla ilgili : “Kökenini bilmiyoruz, birtakım şeylerden kaynaklanıyor olabilir. Patlayan yıldızlar, süpernovalar, pulsarlar, magnetarlar, nötron yıldızları gibi egzotik yıldızlar veya uzak gökadaların merkezindeki büyük kara delikler olabilirler. Henüz anlamadığımız başka fiziksel mekanizmalar bile olabilir” dedi.

Reklamlar

NASA’dan çığır açacak keşif

Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), yılın en büyük keşiflerinden birini gerçekleştirdi.

b9i4lairskwdjdjykzpldg-1.jpg

Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), yılın en büyük keşiflerinden birini gerçekleştirdi.

czNOyP7XAE27QvWV9YHvQA.jpg

Google’ın geliştirdiği yapay zekayı kullanan NASA, bizim güneş sistemimize neredeyse tıpatıp benzeyen 8 gezegenli bir sistem buldu.

bKIa86OM6kmyIkzPvZLNGg.jpg

NASA, bulduğu bu gezegen sistemine Kepler 90 adını verdi.

gWMudRnpo0amO3CHWKVY7A.jpg

Yeni gezegen sisteminin Dünya’dan 2 bin 545 ışık yılı uzaklıkta olduğu bildirildi.

MqkENFCC7kezDZpHPRoeNA.jpg

Gezegen sisteminin merkezindeki yıldızın, Güneş’ten daha sıcak ve büyük olduğu belirtildi.

qoirPaZMZkmK7SfSHMFBEg.jpg

Sistemin en küçük gezegeni olan Kepler 90i, dünyadan üçte bir oranında daha büyük ve yaklaşık 420 santigrat derece sıcaklığında.

o0AbemK4h0aJBNC8fZ0Prg.jpg

Washington DC’deki NASA merkezinden astrofizik direktörü Paul Hertz, gezegen sisteminin güneş sistemiyle benzerliğini vurguladı.

KWn27Y7GwEKQD3qnqmAMwQ.jpg

Kepler Uzay Teleskobu şimdiye kadar 4 bini aşkın gezegen adayı gök cismini yakaladı.

Buzdan Kıyamet: Güney Kutbundaki buzullar insanlığı rehin tutuyor

Güney Kutbu’nda Güney Amerika’nın en uç bölgesinden 4 bin kilometre uzakta Pine Island Koyu, biz farkında olmasakta insanlığı rehin tutan iki buzula ev sahipliği yapıyor.

Yaklaşık 250 kilometre uzunluğundaki bu buzdan düzlük, Güney Okyanusu’na Amundsen Denizi üzerinden ilerleyen iki buzula sahip; Pine Island ve Thwaites. Bu iki buzul parçası, daha da gerisinde 3 km kalınlığında ve neredeyse Türkiye büyüklüğünde daha geniş bir buzul alana bağlanıyor.

Giderek artan küresel sıcaklık seviyeleri ile endişelenen biliminsanlarının aklındaki soru ise bu buzulların eriyip erimeyeceği değil, bunun ne zaman olacağı. Çünkü bu iki buzul parçasının arkasındaki buzul alan, tek başına deniz seviyelerini 3 metre yükseltecek ve neredeyse denize kıyısı olacak tüm şehirlerde sel baskınlarına yol açacak kadar su içermekte.

Son dönemlerde Pine Island Koyu’ndaki kayıplar artıyor

Bu yüzden biliminsanları bu sorunun cevabını en kısa sürede bulmaya çalışıyor. 11 bin yıl önceki son buzul çağı araştıran uzmanlar bu sürecin “sarp buzul dağları dengesizliği” yüzünden daha da hızlı olacağına inanıyor.

Bu durum Güney Kutbu’nun daha derin olan merkez noktalarında giderek büyüyen buz dağlarının büyüdükçe kendi ağırlığını taşıyamamasına yol açıyor. Bu da bir domino etkisine yol açtığı için buzullar yavaşça erimek yerine, tabanları kuvvetten düştükçe bir anda dağılabiliyor.

NASA’da buzul uzmanı olarak çalışmakta olan Kristin Poinar, buzulların düşünüldüğü gibi güçlü olmadığını, bu buz dağlarının belirli bir yüksekliğe ulaştıktan sonra yıkılacağını belirtiyor. Poinar, bu dengesizliğin 21. yüzyılın sonunda Güney Kutbu’nun batı kısmında bulunan tüm buzulların erimesine yol açacağını öne sürüyor.

thwaites1-1024x576.jpg

Güney Kutbu’nda bulunan buzulların çoğu karada oluşan buzullar olduğundan, bu buzulların erimesinin küresel bir felakete yol açacağı düşünülüyor. Çünkü bu buzullar eridiğinde direkt su seviyelerinin artmasına yol açabilir. Bunu bardağınızda bulunan buzların erimesine rağmen suyu taşırmamasına, ama dışarıdan gelen bir buz tam tersine bardaktaki sıvının seviyesini artırmasına benzetebilirsiniz.

Küresel ısınma ve buzul dengesizliği ile beraber Pine Island ve Thwaites buzullarının tam erime sürelerini tahmin etmek güç. Ama uzmanlar 20 ile 50 yıl arasında bu buzulların eriyeceğini düşünüyor. Bu durum bu yüzyıl sonunda beklenilen 1 metrelik deniz suyu seviyesi artışını, karbon emisyonlarının artışı bu şekilde devam ederse  3 metreye kadar artırıyor.

3 metrelik artış özellikle güney sahillerinde değişimlere yol açıyor. Veri Kaynağı: NASA

3 metrelik deniz suyu seviyesi artışı, Türkiye’de Adana, Antalya, İzmir ve İstanbul gibi şehirlerin bazı kısımlarının su altında kalmasına yol açıyor. Dünya genelinde ise yüz milyonlarca kişinin evlerini kaybetmesine, Florida, New York eyaletleri ve Şangay, Bombay gibi yüksek nüfuslu bölgelerin bu durumdan oldukça etkilenmesine sebebiyet veriyor.

Massachusetts-Amherst Üniversitesi’nden Rob DeConto ve Penn State Üniversitesi’nden David Pollard isimli iki iklimbilimcinin yayınladığı bu araştırmayı; abartmayı sevmeyen Nature Akademik Bilim Dergisi bile “Güney Kutbu modeli, sonu gelmeyen buzul çöküşlerinin olasılığını artırıyor” şeklinde duyurmuş.

DeConto ve Pollard küresel sıcaklıkların bu yüzyılın sonunda olması beklenen seviyede olduğu bir zamana dikkat çekiyor. 3 milyon yıl önceki bu durumla kıyaslanıldığında ve buzul dengesizliği göz önüne alındığında önceden yüz yıl kadar sürmesi beklenen sel baskınlarının çok kısa bir sürede gerçekleşeceği düşünülüyor.

1027773_1_0215-arctic-sea-ice_standard.jpg

Bununla beraber yapılan çalışmalar gösteriyor ki, sera gazı salımlarının hızlı bir şekilde azaltılması ile Güney Kutbu’ndaki buzulların uzun yıllar boyunca sağlam kalması mümkün. Fosil yakıtların kullanımının azaltılması nüfusu yoğun bölgelerde yaşanılması beklenilen sel baskınlarının önüne geçebilir.

Uzmanlar geleceğin insanlığın önümüzdeki bir kaç yıl içinde yapacağı seçimler ile belirleneceğini belirtiyor.

Kaynak

Bilim dünyası şaşkın: Yepyeni Bir Organ Keşfedildi

hjk-1.jpg

New York Üniversitesi’nde görevli bilim insanları tıp dünyasını şaşkına çeviren bir açıklama yaptı. Yapılan incelemeler sonucunda ABD’li bilim insanları bütün vücudu kapsayan bir organ bulunduğunu açıkladı. Interstitium adı verilen bu organ dokuların zarar görmesini engelliyor ve vücuttaki en büyük organ olarak tanımlanıyor.

Uluslararası kamuoyu New York Üniversitesi’nde görevli bilim insanlarının yaptığı araştırmayı konuşuyor. Bilim insanlarının yaptığı araştırmada insan vücuduna ait yeni bir gizem daha ortaya çıktı. New York Üniversitesi’nde görevli bilim insanlarının araştırmasında bütün vücudu kapsayan ve iç organlar arasında konumlanan yeni bir organ bulunduğu açıklandı.

Interstitium adı verilen bu organın vücut içerisindeki sıvıyla dolu bölümlerde bulunduğu ve dokuları darbelerden koruduğu belirtildi. Darbeleri emen bir özelliğe sahip olan organın insan vücudu hakkındaki bilgileri adeta baştan yazacağı belirtilirken, “Bu organ hareketli sıvılar için bir otoyol gibi. Derinin üst tabakasında bulunuyor ve damarlar, kaslar, ciğerler, boşaltım sistemi ve diğer bütün iç organlarının arasında bulunuyor” ifadesi kullanıldı.

önizlemek.jpg

Araştırma sonucunda keşfedilen yeni organ üzerinde incelemelerin devam edeceğini belirten bilim insanları, “Kanserin bazı organlarda nasıl yayıldığını ve kanserin gelişimini engellemek için bu konuda incelemeye devam edeceğiz” dedi. Bilim insanları organların arasındaki sıvıların taşınmasını bir organın sağladığını ilk kez keşfettiklerini söylerken, “Eskiden bu bağlantıların bağımsız olduğunu düşünürdük” açıklamasını yaptı.

Interstitium’un güçlü kolajen ve esnek elastin ile birlikte bağlayıcı doku proteinlerinden oluştuğunu açıklayan uzmanlar, “Vücudun içindeki sıvılar buradan dağılıyor” ifadesini kullandı. Araştırmayı yürüten New York Üniversitesi Patoloji Bölümü’nde görevli Profesör Neil Theise, “Bu gelişme birçok dokunun anatomisi hakkındaki algımızı geliştirecektir. Bu keşfin potansiyel olarak ilaç geliştirme ve tıp alanında büyük adımlar atılmasına sebep olmasını bekliyoruz” dedi.

Hiç Bir Karga Tarafından İzlendiğinizi Düşündünüz mü? Kargalara Bir Daha Asla Aynı Gözle Bakamayacaksınız

kargalar-filoji-1.jpg

Kargalar… Hepimizin öyle ya da böyle bir şekilde aşina olduğu kara kuşlar. Kimileri çok zeki, kimileri işe yaramaz, kimileri ise mistik bir taraflarının olduğunu düşünmekte.Peki ya siz? Hiç onlar tarafından takip edildiğiniz, izlendiğiniz, hatta sesli olarak tacize uğradığınız zamanlar oldu mu? Yapılan bir anket toplumun en az yüzde kırkının kargalarla alakalı ilginç bir anısının olduğunu gösteriyor. Eğer sizde bu azınlık içindeyseniz, Washington Orman Kaynakları Fakültesi’nin yaptığı bu araştırma çok dikkatinizi çekecek;

karga-resimleri-4.jpg

Washington Üniversitesi’nden John Marzluff ve ekibi kargalar üzerinde dönen şehir efsanelerinden esinlenerek, kargalar üzerinde bir deney yapmaya karar verdiler. Bu deneyde, Seattle kentinin çevresinde ayrı ayrı bölgelerde 15 kargayı bir tuzak aracılığıyla yakaladıktan sonra, kafeste mahsur kalan kargaları tehditkar hareketlerle korkuttular bu esnada yüzlerinde maske vardı. Kargaları bir süre korkuttuktan sonra, işaretleyerek tekrar doğaya saldılar. Ardından olanlar ise gerçekten ilginçti.

karga-resimleri-2.jpg

Salınan karga güvenli bir mesafeye geçtikten sonra, maskeli araştırma görevlisine doğru yüksek bir tonda gaklamaya başladı. Bundan belli bir süre sonra, gerçekleşen bu deneye şahit olmayan diğer kargalar, araştırma görevlisi ile aralarında hiçbir sorun bulunmamasına rağmen, sadece diğer karganın yönlendirmesi ile aynı kişiyi gaklayarak taciz etmeye başladılar. Bu kargaların bilinmeyen bir dilde iletişim ağı olduğunu kanıtlamakta. Yani tek bir karganın size yeteri kadar kızması bir mahalle dolusu kargayı size düşman etmeye yetiyor. İşin kötüsü olay burda bitmiyor, aksine daha da ilginçleşiyor.

kargalar-haberlesme.jpg

Profesör Marzluff ve ekibi deneyin gerçekleşmesinden sonraki belli aralıklarla, kargaları korkuturken kullandıkları maskeleri takarak şehrin belli ve birbirinden alakasız bölgelerinde dolaşıyorlar. Ve görevli şehirde dolaşırken, birçok kez kargalar tarafından izleniyor! Hatta bazı durumlarda onların tacizine maruz kalıyor. İşin esas can alıcı kısmı ise deneyin başlangıcı üzerinden tam 5 yıl geçmiş olmasına rağmen Seattle şehrindeki bazı kargalar bu maskeyle dolaşan görevlileri gördükleri zaman dikkat kesilerek izliyor ve bakışla ve bazen sesle görevliyi taciz etmeye devam ediyor!

karga-resimleri-1.jpg

Bunun, aslında normal insan yüzünden farklı gözüken maskeye karşı bir ilgi olabileceğini düşündüklerinden, deney yapıldığında takılan maskenin dışında değişik başka bir maske ile tekrar şehrin belli bölgelerinde dolaşmayı denediklerinde ise kargaların sanılandan çok daha zeki ve derin hafızalı yaratıklar oldukları tescilleniyor. Çünkü kargalar bu diğer maskeye karşı herhangi bir tepki vermiyor ya da ilgi göstermiyorlar. Bu farklı maskeyi takan görevli bu kez hiçbir izlenmeye veya tacize uğramadan park bölgelerinde yüzünde maske ile rahatça dolaşabiliyor.

karga-resimleri-3.jpg

Yani sizi izlediğini düşündüğünüz bir karga varsa, büyük ihtimalle gerçekten izleniyorsunuz! Belki de geçmişte bilerek ya da bilmeyerek bir kargayı korkuttunuz veya zarar verdiniz. Ancak üzülmeyin, bu olayın iyi tarafıda var!

kargalar-filoji-2-1.jpg

Bir başka araştırma da ise bir grup kargaya ise iyi davranılarak yemek ikram edildiğinde, kargaların zamanla görevlilere karşı korumacı bir tavır sergilediği gözlendi. 4 hafta süreyle belli bir karga grubunu besleyen görevli açık bir ortamda başka bir görevliyle tartışıyor ve kavga ediyormuş gibi yaptığında beslediği kargaların havada uçarak adamın etrafında gakladığı ve görevliyi savunmaya çalıştığı görüldü. Yani kargalar düşman olduğu gibi iyi davrandığınızda sizi dost olarakta hatırlayabiliyorlar. Ne diyelim, bir kargaya bulaşmadan önce iki kere düşünün…

Açıklanamayan gizemli olaylar

Açıklanamayan gizemli olaylar

Dünyada insan aklının çözemediği, bilimin açıklayamadığı, insanları dehşete düşüren birçok olaydan söz ediliyor. Bu hadiseler internet ortamında da oldukça konuşuluyor. İşte akıllarda soru işaretleri oluşturan gizemli vakalardan bazıları…

ÜNLÜ KİEV KOZMONOTU

Bu heykelcik Avrupa’da bulunan ‘uzay adamı’ özelliklerini gösteren tek buluntudur. Yaşı çok eskidir.

Açıklanamayan gizemli olaylar

TARİH ÖNCESİNE AİT KÜÇÜK JAPON HEYKELCİKLERİ

Yakalarında civata taşıyan bu heykelcikler bir tür uzay başlığı ve elbisesi taşımaktadır. Hatta bunlardan biri çok büyük gözlük takmaktadır. Sanki güneş ışığından korunmak ister gibi.

Açıklanamayan gizemli olaylar

FİLİPPO LİPPİ TARAFINDAN YAPILAN “LA MADONNA E SAN GİOVANNİNO” TABLOSU

15. yüzyıla ait bu tabloda yukarıdaki koyu renkli ve ışık saçan cisim sanki haraket ediyor gibi. Çünkü seyredenler var. Tablodaki adam ve köpek. Ressamın tablosuna aksettirdiği bu cisim hiçbir inanç ve dinsel anlatımla alakalı görünmüyor. Roma döneminde olduğu gibi günümüzde de “UFO” fenomenleri aynı şekilde gözlemlenmektedir.

Açıklanamayan gizemli olaylar

ANTİKYTHERA MEKANİZMASI

Bu resimde Antikythera mekanizmasını görmektesiniz. Sağ tarafta ise teknik şeması yer almaktadır. 1900 yılında Girit adasında bulunmuştur. M.Ö. 1.yüzyıla tarihlenmektedir. Bu antik bronz mekanizma bize eski uygarlıkların düşündüğümüzün aksine daha ileri bir teknik bilgiye sahip olduğunu kanıtlıyor. Astronomik takvim olduğu düşünülen bu mekanizmada (ya da bir makinanın parçası) içinde başka dişlilerde bulunmaktadır.

Açıklanamayan gizemli olaylar

GENÇ KADINI KAÇIRAN UZAYLI

Amerika’nın New Mexico eyaletinde inanılmaz bir olay yaşandı. Bir uzaylı amatör kameraya bir kadını kaçırırken yakalandı. Kız arkadaşı Jenna Hawser ile yaşayan Jeff Norris gece görüşüne sahip kamerası ile uzaylıyı böyle görüntüledi.

Açıklanamayan gizemli olaylar

Norris uyurken uzaylı ile karşılaştığını hemen panik halinde kamerasına davrandığını söylerken uzaylının başta dostça davrandığını ancak deklanşöre basmasıyla birlikte kaçtığını söyledi. Norris kız arkadaşından üç gündür haber alamadığını sözlerine ekledi.

Açıklanamayan gizemli olaylar

1895 YILINDA İRLANDA’DA DYER TARAFINDAN MİNERAL ARAŞTIRMALARI SIRASINDA BULUNAN DEV FOSİLİ

Boyunun karşılaştırılması amacıyla bir tren vagonunun önüne koyulmuştur. Yüksekliği 3 metre 70 santimetre ve ağırlığı 2050 kg.dır.(taşlaşmış olduğu için daha ağır geliyor herhalde) Sağ ayağı 6 parmaklıdır. Ancak daha sonra bu dev fosiline ve sahibine ne olduğunu kimse bilmiyor.

Açıklanamayan gizemli olaylar

Kafaları karıştıran bir şehir daha. Lübnan’daki Balbek şehri. 20 metreden daha büyük taşların da kullanıldığı bu antik şehir Roma imparatorluğundan da eski. Hatta Sümerlilerin bilgilerine göre bile burası antik bir şehirdi o zamanlar. Taşların büyüklüğünü göstermek amacıyla 2 kişi yapıların arasında dikiliyor. Bugün kimse burasını kimlerin, nasıl, ne amaçla ve ne zaman yaptığını bilemiyor. Modern bilim ise Baalbek’i görmezlikten gelmeye devam ediyor.

Açıklanamayan gizemli olaylar

120 MİLYON YILLIK GİZEMLİ TAŞ

Bu 120 milyon yıllık taş parçasının yüzeyi ,Ural Bölgesini gösteren (tabiri caizse) bir haritayla kaplıdır. Görünüşe göre bu kadar eski bir haritanın olması imkansızdır. Bashkir State Üniversitesindeki bilim adamları , çok eski zamanlarda , gelişmiş uygarlıkların olduğuna dair kanıtlardan biri olarak yorumluyorlar eseri. Bu greçektende insan eliyle yapılmış bir rölyeftir. Günümüz askeri haritaları ile neredeyse aynı karakterik özellikleri sergilemektedir. Harita sivil çalışmaları göstermekte yani uzunluğu 12.000 Km ‘ yi bulan kanallar , nehirlere çekilen çitler , güçlü barajlar… Kanallardan çokta uzakta olmayan yerde elmas biçimindeki yerler gösterilmiştir.( Ne anlattığı bilinmemektedir). Ayrıca harita bazı yazılarıda içermektedir. Hatta sayılar bile vardır. Bilim adamları önce bunun eski çince olduğunu düşündüler. Daha sonra bu düşünce bilinmeyen bir kaynağa ait hiyeroglif – syllabic türü yazıya dönmüştür. Bilim adamları bu yazıları şimdiye kadar çözemediler.

Açıklanamayan gizemli olaylar

1945 yılında Waldemar Julsrud adlı deneyimli bir arkeolog El Toro dağı (Meksika) eteklerinde gömülmüş vaziyette kilden yapılmış küçük heykelcikler buldu. Daha sonra El Tro şehri yakınlarında ve şehrin diğer tarafında Chivo Dağ yakınlarında poselenden yapılmış 33.000 ‘den fazla heykelcik bulundu. Buluntular Chupicuaro , klasik kültür öncesine aitti. (M.Ö. 800 ‘den M.Ö. 200 ‘e kadar olan dönem) Bulunan heykelcikler 65 milyon yıl önce yok oldukları düşünülen çeşitli türlerdeki dinozorları kusursuzca tasvir ediyordu. Modern bilim döneminde neye benzedikleri ancak çözümlenen tarih öncesi bu yaratıkları, nasıl olduda böyle eski bir uygarlık kusursuzca sanat eserlerine yansıtabilmişti ? İnsan görmeden gerceği tasvir edemez.

Açıklanamayan gizemli olaylar

Yeni Zellanda ‘da bulunan çok eski bir uygarlığa ait kusursuzca yerleştirilmiş taşlardan oluşan duvarlar bulundu. Bu duvarları yapan uygarlık hakkında en ufak bir bilgi yoktur.

Açıklanamayan gizemli olaylar

1877 yılında Montezuma tünel şirketinin bir tünel çalışması sırasında 50 milyon yıl eski olan bir lav akıntısının içinde bir tokmak ile bir kap bulundu.(Table dağı – California) Tokmak yaklaşık 30 cm uzunluğunda ve kap ise 10 cm çapında. Bu buluntudan şu sonuç çıkıyor: 50 milyon yıl önce yanardağdan fışkıran lavlar sel olup akarken bu tokmak ile kap oradaydı ve ikisi de lavın içinde gömülü kaldılar. 50 milyon yıl önce!

Açıklanamayan gizemli olaylar

Geleceği gören harita Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis’in 1513’te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu’nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu’nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818’de gerçekleşmişti. Dahası, Piri Reis’in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti.

Açıklanamayan gizemli olaylar

10 BİN YILLIK PİRAMİT

Japonya ‘nın Yonaguni adasının yakınında, denizin 23 metre altında insan yapısı olduğu apaçık belli olan piramitler bulunmaktadır. 183 metre genişliğinde ve 27 metre yüksekliğindeki bu piramitler yaklaşık , 8000 – 10.000 yıllıktırlar.

Açıklanamayan gizemli olaylar

HARÇSIZ TAŞ SET

Peru’nun Cusco bölgesindeki bir İnka kalesinin etrafını 360 metre boyunca zikzak yaparak saran 9 metrelik setlerin yapımında, tanesi 300 tona varan kireçtaşı blokları kullanılmış. Ancak hiç harç kullanılmamasına rağmen bu kayalar, arasına bıçak bile sokulamayacak kadar mükemmel yerleştirilmiş.

Açıklanamayan gizemli olaylar

YERALTINDAN GELEN KORKUNÇ SESLER

Rusya’da birkaç bilim adamı yeraltı tabakalarındaki kırılmaların sesini kaydetmek için 14.4 kilometre kuyu kazıyorlar ve bu dinleme cihazlarını yerleştiriyorlar.İlkinde cok zayıf frekansta insan sesini duyuyorlar ama böyle bir şeyin mümkün olmayacağını düşündüklerinden ilk etapta bu yerleştirdikleri cihazdan gelen sesler olabileceği kanaatine varıyorlar.Daha sonra daha yüksek frekanstaki sesleri algılayabilecek cihazı yerleştirdiklerinde hayrete düşüyorlar çünkü yerin dibinden milyonlarca insanın çığlık seslerini duyuyorlar. Çogu bilim adamı işini bırakıyor.

Açıklanamayan gizemli olaylar

Peru’daki bu duvarlar ile kesin bir benzerlik göstermektedir. Bu arkeolojik duvarlar bir gizem taşımaktadırlar çünkü ,antik çağlarda yapılmalarına rağmen ,bu kadar kusursuz bir şekilde işlenip yerlerine koyulana kadarki aşamalar için yüksek bir teknoloji ve bilgi gerektirmektedirler. İnsanın açıklayamadığı, garip iç ve dış açılara sahip bu duvar taşları hakkında cevabını bilmediği sorular ise şunlar: Nasıl taşındılar?Nasıl ölçülüp nasıl kesildiler ? Nasıl bu kadar doğrulukla yerleştirildiler? Hemde ilkel insanlar tarafından.

Açıklanamayan gizemli olaylar

HİYEROGLİFLERİN SIRRI

Mısır ‘daki Abydos tapınağındaki hiyerogliflerde helikopteri, tankı, kargo uçağını ve planörü çağrıştıran şekiller vardır. Bu hiyeroglifler başka hiyerogliflerin altına gizlenmişlerdi. İlk tabaka hiyerogliflerin yerinden kopup düşmesiyle bu esrarengiz şekiller gün yüzüne çıkmıştır.

Açıklanamayan gizemli olaylar

1000 YILDA YAPILAN KENT

Pasifik Okyanusu’ndaki Mikronezya adası yakınlarına kurulu antik Nan Madol kentinin inşası, M.Ö 200’de başladı ve 1000 yıl sürdü. 250 milyon tonluk dev bazalt bloklar kullanılarak yapılan bu kent, 100 yapay adayı kanallarla birbirine bağlıyor. Bu kadar bazaltın bölgeye nasıl getirildiği ise hala sır.

Açıklanamayan gizemli olaylar

MEKSİKALI ÇİFTÇİNİN BULDUĞU UZAYLI BEBEK

Alman gazetesi Bild, 2007 yılının mayıs ayında Meksika’da bir çiftçinin bulduğu küçük bir uzaylı fotoğrafını yayınlamıştı. Bu ilginç yaratığı bulan köylünün ise korkudan onu hemen bir kuyuda boğduğu söylenmişti. Olay yaratan ilginç yaratık gerçekten uzaylı mı yoksa cinayetin üstünü örtmek için uydurulmuş bir kılıf mı hala bilinmiyor. Yapılan DNA testlerinde yaratığın kemiklerinin insan eklemlerine benzediği, iskelet sisteminin kertenkeleye benzediği ve yaratığın insanlardaki gibi diş benzeri organlara sahip olmadığı anlaşıldı.

Açıklanamayan gizemli olaylar

Bilimadamları, yaratığın zeki bir varlık olduğunu söylemişti. Yayınlanan raporda, yaratığın bulunduğu bölgenin UFO’lar tarafından sık sık ziyaret edildiği ve ekin çemberlerinin de çok olduğu belirtildi. Bu bebek uzaylının, dünya dışı varlıklar tarafından bilerek bırakıldığı da ima edildi.

Sırrı hala tamamen çözülemedi! Çığlık atan mumya

Dünya şaşkına çeviren Eski Mısır’daki ‘Çığlık atan mumya’ hala gizemini koruyor. Bu gizemli mumyayla ilgili çeşitli teoriler olsa da neden acı içinde öldüğü hala bilinmiyor.Sırrı hala tamamen çözülemedi! Çığlık atan mumya

Eski Mısır’daki ‘Çığlık atan mumya’ gizemi uzmanları yıllarca şaşkına çevirmiş, korkunç kalıntıların yıllarca sır olmaktan öteye gidememişti. Bu gizemli mumyayla ilgili yıllar geçtikte çeşitli teoriler üretilerek neden acı içinde öldüğü çözülmeye çalışıldı. Bu teorilerden biri de çığlık atan mumyanın Firavun 3. Ramses’in eşlerinden Tiye’nin oğlu Prens Pentewere olduğuydu.

40

Tahtı ele geçirmek isteyen Prens, babasını öldürmek için girişimde bulununca tuzağa düşürüldüğü için planı başarısızlıkla sonuçlandı.Eski kayıtlara göre, plan başarısız olunca kendi canını almaya çalıştı. Fakat son teori bu açıklamalar hakkında şüphe uyandırıyor.

41

New York Üniversitesi Long Island Üniversitesi’nden arkeolog Dr. Bob Brier, çığlık atan mumyanın vücudunu inceledi ve şu sonuca vardı: ‘Bu mumyaya iki güç uygulanmış. Biri kendisinden diğeri ise onu korumaya çalışan kişiden.’

42

Mısır Anıtlar Yüksek Kurulu’ndan Dr Zahi Hawass ise, ailesinin kendisinden utanç duyduğu bir prens olduğuna inanmakta.

43

Diğer kraliyet üyeleriyle aynı yere gömülen ancak koyun kılıfıyla kaplanan mumyayı inceleyen Eski Esnaf Minsteri Dr Hawass da bu durumu şu sözlerle anlattı:

44

‘Eski Mısırlıların koyun derisiyle örtülmesi temiz olmadığı anlamına gelir. Yaşadığı süreçte kötü birşey yapmış olmalı.hiç acı çeken bir mumya görmemiştik. Bu normal değil. Bize bir şey olduğunu söylüyor ama tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz.’ ‘Eski Mısırlıların koyun derisiyle örtülmesi temiz olmadığı anlamına gelir. Yaşadığı süreçte kötü bir şey yapmış olmalı.hiç acı çeken bir mumya görmemiştik. Bu normal değil. Bize bir şey olduğunu söylüyor ama tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz.’

45

51. bölge: Dünyanın esrarını yıllardır çözemediği gizli bölge

51. bölge diğer adıyla Alan 51. Yıllardır sırrı çözülemeyen ABD’nin gizli üssü 51’inci bölge halen esrarını koruyor üzerinde Dünyanın en merak ” ettiği ama. Peki içeride neler oluyor? 51. bölge: Dünyanın esrarını yıllardır çözemediği gizli bölge

Yıllardır sırrı çözülemeyen ABD’nin gizli üssü 51’inci bölge halen esrarını koruyor üzerinde Dünyanın en merak ” ettiği ama. Yeni görüntüleri yayınlanan bölgeye kimse sokulmuyor ve içinde ne olduğunu bilen yok!51. bölge: Dünyanın esrarını yıllardır çözemediği gizli bölge

İddialara göre ABD, 51. bölgede daha önce yakaldığı dünya dışı yaratıkları yani uzaylıları inceliyor, özel deneyler yapıyor.51. bölge: Dünyanın esrarını yıllardır çözemediği gizli bölge

Dışarıdan bakıldığında bir üs gibi görünen bölgenin yer altında daha büyük bir gizem taşıdığı ve asıl üssün orada yer aldığı düşünülüyor.51. bölge: Dünyanın esrarını yıllardır çözemediği gizli bölge

Plakası bulunmayan ve kimlikleri belli olmayan silahlı güvenlik görevlileri tarafından korunan üsse kimsenin yaklaşmasına müsaade yüzey verilmezken çevrede üsse yaklaşılması durumunda personelin ateş açma yetkisinin bulunduğu uyarı yazıların bulunuyor. 51. bölge: Dünyanın esrarını yıllardır çözemediği gizli bölge

51 1947 senesinde Roswell’e düştüğü iddia edilen UFO dan elde edilen teknolojilerin geliştirildiği, elde edilen bu verilerle de lazer güdümlü füze, kızılötesi ışın gibi teknolojilerin üretildiği söylenen bir bölge. bölge…51. bölge: Dünyanın esrarını yıllardır çözemediği gizli bölge

Aslında yıllarca ABD bu bölgenin olduğunu kabil etmedi; ta ki takvimler 2013 yılını gösterdiğinde… ABD, 66 yıl aranın ardından üssün varlığını kabil etti.51. bölge: Dünyanın esrarını yıllardır çözemediği gizli bölge

Bu gizli bölge, ‘Independence Day’ filminden, ‘The X-Files’ dizisine kadar, birçok bilim kurgu yapımına bir film olan 51’inci Bölge, popüler kültürde ‘Dünya’ya gelen uzaylıların tutulduğu yer’ olarak kabil ediliyor.51. bölge: Dünyanın esrarını yıllardır çözemediği gizli bölge

Bu tür iddiaların ortaya atılmasında ABD’nin yıllarca üssün varlığını kabil etmeyip, Sovyetlerin 1957’de gönderdiği uydu ile görüntüsünün alınması ve bölgenin tespit edilmesiyle çark etmesi etkili oldu.51. bölge: Dünyanın esrarını yıllardır çözemediği gizli bölge

İddiaların bir kısmıysa yakalanan uzaylıların otopsi için bu bölgede incelenmesi ve bu durumun sır gibi saklanması…51. bölge: Dünyanın esrarını yıllardır çözemediği gizli bölge

51 Yani. bölge ile ilgili ortaya atılan bu sıra dışı iddialarda eski çalışanların payı epey fazla. 51. bölge: Dünyanın esrarını yıllardır çözemediği gizli bölge

51 Çöllerle kaplı olan Nevada’nın nükleer test alanına eklenmesi planlanan yer olarak seçilen. Bölge, ABD eski başkanlarından Dwight Eisenhower döneminde onaylandı.

Sibirya’da Ortaya Çıkan Gizemli Devasa Kürenin Ardındaki Gizem Çözüldü!

Sibirya’da ortaya çıkan devasa kürenin gizemi çözüldü. Birçok kişiye “uzaylılar geldi” dedirten kürenin altından Rusya çıktı.

Geçtiğimiz perşembe günü Sibirya üzerinde gözüken ve insanların “uzaylılar mı geldi?” sorusunu sormasına sebep olan o gizemli görüntünün arkasındaki sır çözüldü. Fizikçiler ve yapılan açıklamalar sayesinde ortaya çıkan bilgilere göre bu küre yabancı bir ırkın bize gelmesi sonucunda oluşmadı, bizzat insanların elinden çıkan bir icadın sonucunda oluştu.

Kuzey Sibirya da çok geniş bir alanı üzerinde görülen ışığın sebebinin Rusya da yaptığı füze testlerinden kaynaklandığı anlaşıldı. Normalde kuzey aurora ışıklarının olduğu bir bölgede ortaya çıkan ve görsel şölene inanılmaz bir boyut katan halka, fotoğrafçı Sergey Anisimov tarafından fotoğraflandı.

Twitter'da Resim GörünümüTwitter'da Resim GörünümüTwitter'da Resim GörünümüTwitter'da Resim Görünümü

Anisimov’un açıklamasına göre halka ilk ortaya çıktığında kendisi biraz şaşırmış, ancak olayın ardından ilk tahmini araştırmacıların yaptığı deneyler olmuş. Işık kaybolduktan sonra köyüne dönen Anisimov, köydeki 5-6 yaşındaki çocukların “uzaylı” konuşmaları yaptıklarını duymuş.

Bu düşüncelerin ortaya çıkmasına sebep olan şey ise, Rus füze testlerinin bir yan ürünüydü. Rus Savunma Bakanlığından yapılan bir açıklamaya göre, Plesetsk’ten Topol kıtalararası balistik füzelerin Kamçatka’daki test aralığına doğru fırlatıldığı belirtildi. Toplamda dört balistik füzenin fırlatıldığını belirten Savunma Bakanlığı, akıllardaki pek çok soruyu da gidermiş oldu.

Astrofizikçiler, topol roketinin insanların gördükleri ışık küresini üreten şey olduğunu düşünüyorlar. Bir füzenin üzerine egzozundan çıkan kabarcıkların güneş rüzgarı ile tepkimeye girmesi sonucu ortaya çıktığı düşünülüyor şans. Füzelerin arkasından çıkan yakıt atıklarının yüzlerce kilometre genişlediği biliniyor.

Füze testleri başka bir zaman diliminde yapılsaydı belki de böyle bir şey ortaya çıkmayacaktı. Siz gökyüzünde kocaman bir halka görseniz, bunu ilk neye yorardınız?

Suudi Arabistan’da Ne Olduğu Bilinmeyen İlginç Taş Yapılar Keşfedildi

Google Earth’ü kullanan bir arkeolog, Suudi Arabistan’da bulunan eski volkanların kenarında taştan yapılmış esrarengiz yapılar keşfetti.

Oxford Üniversitesi’nde arkeoloji profesörü olan David Kennedy, Google Earth’de gezinirken Suudi Arabistan’ın batısında bulunan ve eski bir volkanik bölge olan Harrat Hayber’de 400 taş duvar keşfetti. 7 bin yaşından fazla olabileceği düşünülen taşların  hangi amaçla yapıldığı arkeologlar tarafından henüz bilinmiyor. Barikatları andıran bu yapılar yukarıdan bakıldığında kapıya benzediği için  ‘kapılar’ olarak adlandırılıyor.

Kasım ayında “Arabian Archeology and Epigraphy” dergisinde yayınlanacak olan keşifin yer aldığı bölgede neredeyse hiç su bulunmuyor ve eski soğuk lav tabakaları bölgesinde yer alıyor. Taş yapıların bulunduğu yer, Dünya üzerinde canlıların yaşamlarını sürdüremeyeceği nadir bölgelerden birisi konumunda bulunuyor.

Taş yapılardan en küçüğünün 13 metre en uzununun ise 518 metre olduğu beliritilirken yapıların çoğunun dikdörtgen bir tasarıma sahip olduğu söyleniyor. Dr. Kennedy, bu taş yapıların tam olarak neden yapıldığını bilmemekle birlikte, kuş avlamak için yapılan ve Ortadoğu’da yaygın olarak bulunan ‘uçurtmalar’ olarak bilinen eserler olduğunu düşünüyor. Peki ya siz ne düşünüyorsunuz acaba dün ele aldığımız ‘The Hollow Earth’ ile ilgisi olabilir mi? Görüşlerinizi yorumlarda bekliyoruz!